Anasayfa

    Merhaba sevgili DOSTLAR; MERHABA,

    Bütün sezon hani derler ya yağmur demeden, çamur demeden,  kar demeden geride kaldı. Tiyatrolar tatile girdi. Yurt içinde, yurt dışında turneler, festivaller başlayacak yakında. Ayrıca bütün sezon cuma akşamları sizlerle Samanyolu Televizyonu’nda buluştuğumuz “Kollama” dizisi de sezon finalini yaparak, dinlenmeye çekildi.

     Ben de doğal olarak daha sakin günler yaşamaktayım. 18 haziran benim doğum günümdü. Yazılı ve sözlü olarak kutlayan tüm kardeşlerime, dostlarıma, arkadaşlarıma sözü açılmışken çok teşekkür ederim. Özellikle Kollama dizisini takip eden arkadaşların sıcak ve samimi mesajları gerçekten beni çok duygulandırdı. Onlara ayrıca teşekkür ederim.

    Lafı uzatmayayım, 19 haziran 2010’daki babalar günü için, Almanya’da düzenlenen bir etkinliğe katılmak için, Stuttgart’a gittik Kollama ekibinden arkadaşlarımızla. Tahmin edeceğiniz gibi bir sevgi seli ile karşı karşıya kaldık. Söyleşiye katıldık, fotoğraflar çektirdik, şehri dolaştık. Laf aramızda, fotoğraf çekimi sırasında, en son Şenay’la evlendiğimizde bu kadar ayakta kaldığımı fark ettim. Hiç kimseyi kırmamaya gayret gösterdik. Hatta daha sonraki gün Köln’ü dolaştık, Köln’e gitmeden önce de, yolumuzun üstünde olan Frankfurt’ta yeniden yapılandırılan Samanyolu Televizyonu’na uğradık bir kahve içimi. Hummalı bir çalışma içindeler oradaki kardeşlerimiz. Almanya’da önemli bir eksikliği gidermek için var güçleriyle çalışmaktalar. Tesisleri dolaştık. Şimdiden kutluyorum tüm çalışanları. Almanya’da memleket hasreti çekenlere, ülkemizin tanıtılmasında önemli bir misyon üstlenmiş durumdalar. Artık Almanlar bizi bizden izleyip dinleyecekler. Bu çok önemli ve kıymetli bence. Şimdiden bu anlamlı yolculukta onlara başarılar diliyorum.

    Bu harika yolculukta bizleri orada ağırlayan, hiç yalnız bırakmayan sevgili kardeşim Ali Can Bey’e ve ekibindeki tüm dostlara onun nezninde buradan tekrar teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Hele Şenay’ın doğum günü olan 20 haziranda gösterdikleri incelik inanılmazdı. Şenay’ın da doğum gününü Almanya’da kutlamış olduk böylece. Alara’mız, okulu olduğu için yanımızda değildi. Orada en çok onun eksikliğini hissettik.

    Bir gün de, Almanya’nın kapı komşusu olan Fransa’ya, Strasbourg’a gittik. Harika bir şehir. Bu yolculukta beni en çok etkileyen Fransa’ya geçişte hiçbir polisin, yetkilinin sınır kapısında olmaması idi. Keşke dedim, tüm dünya bir gün bu duruma gelebilse. Almanya da Fransa da Avrupa Birliği ülkesi olduğu için, sınırda hiçbir yetkili yok. Sanki bir ülkeymiş gibi hayat devam etmekte. Oysa, küçük bir ada olan Kıbrıs’ta yaşananlara baksanıza! Ders alınması gereken bir durum. Her iki taraf da, tam bir şehircilik örneği göstermiş. İnsanlar birbirlerine saygılı. Korno sesi yok. Bu duyguyu bir de Japonya’ya gittiğimde yaşamıştım. Tarihlerine, öz kültürlerine sahip çıkmışlar. Nerede ise her mahalleye bir tiyatro düşüyor. Tiyatro oyuncusu olduğunuzu öğrendiklerinde gözlerinin içi parlıyor…

    Önümüzdeki hafta gündemde başka bir Avrupa ülkesi var. Sürpriz olsun diye yazmıyorum. Oradan da dönünce duygularımı kısaca sizlerle paylaşacağım. Sonra da ver eline tiyatro festivallerine…Evet dostlar, işte böyle… En kısa sürede yine hasret gidermek umudu ile…

    SEVGİ ve DOSTLUKLA kalın…   

     

    Bu arada Kıbrıs’ta çıkan Havadis Gazetesi için yazdığım “SON” yazıyı da aşağıdaki adresi yazarak okuyabilirsiniz…http://www.havadiskibris.com/Huseyin-Koroglu/2581/SAHI-SIZI-KOLAYAN-BIRILERI-VAR-MI_.html
    Hüseyin Köroğlu